Diva!!!
İnanılmaz can sıkıcı haberi internet haber portallarında okumadan evvel, aziz büyüğüm Amiral Mustafa Özbey’in öğleye doğru gönderdiği mesajdan öğrendim. Değerli Amiralim, yayımlamış olduğu ve aşağıda okuyacağınız twitter mesajını benimle paylaşmıştı:
“Tam 41 yıl büyük bir gurur ve onurla taşıdığım, bir milim leke değmesin diye titizlikle gözüm gibi baktığım “Denizci” üniformasını şimdi taşıyanlar, Bülent Ersoy'a şemsiye tutar hale nasıl geldi?
Sarıklı, cübbeli, yobaz Amiral’e ceza veremediğiniz anda, şemsiyenin önü de açıldı."
***
Çok üzgünüm. Türk Deniz Kuvvetleri’nin üniforması bu duruma mı düşürülecekti? Bir Türk deniz subayı sözde bir divaya şemsiye mi tutacaktı?
Soruyorum:
Üniformalarının ve mensup oldukları şerefli Türk Bahriyesi’nin onuruna sıkı sıkıya sahip çıkanlar, bunları görmek için mi en verimli 3,5-4 yıllarını ailelerinin ve kendi hayatlarından ve kariyerlerinden feda ederek zindanda geçirerek bedel ödedi?
Muvazzaf görevdeyken aziz vatanın ve devletin yüksek millî menfaatleri için aile hayatlarından bile fedakârlık ederek mesai mefhumu olmadan “vatan görevi” yapan ve emeklilikten sonra da Türkiye’nin stratejik millî çıkarları ve millî güvenliği için aralıksız yazan ve anlatan Türk Deniz Kuvvetleri mensupları bunları görmek için mi hayatlarının tamamını vatana, millete, devlete adadı?
Ben bu kadar üzüldüysem ve canım yandıysa; onlar ne hissediyorlar, ancak tahmin edebilirim.
***
Bülent Ersoy’dan ve tarzından hiç hazzetmem. Yaptığı “ağdalı sanatı” da tasvip etmem. Fakat onu beğenenlere de hiçbir sözüm olamaz. Kendi tercihleridir.
Benim itirazım, bir Türk bahriye subayının; sabun köpüğü misali hemen tüketilen, pop kültüre ait magazin figürü olan bir “sanatçıya” şemsiye tutmasıdır.
Türk subayı bu değildir. Olamaz.
Türk subayı; kalıcı eserlere sahip, ışıltısıyla topluma aydınlık saçan, toplumu yükselten gerçek bir sanatçıya gereken saygıyı ve itinayı zaten gösterir.
Bu, ebedi Başkomutan eşsiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sanata ve sanatçıya verdiği önem ve değerin subayların görgü ve eğitimine yansımasıdır.
***
Yazıya konu alan haberi aldıktan birkaç saat sonra internete yeni bir haber düştü.
Buna göre, Millî Savunma Bakanlığı “şemsiye olayı” konusunda soruşturma açacakmış.
Üzgünüm ama söylemek zorundayım: Geçmiş olsun beyler! Kahraman Türk Ordusu’nun itibarını düşünmek için biraz geç kalmadınız mı?
***
Türk Ordusu’na ve özellikle denizcilere ardı ardına kumpaslar kurulurken ve hukuk garabeti davalar açılırken neredeydiniz?
Kumpasın ilk ayak sesi olan, 2-3 yıllık gencecik teğmenler hapse atılırken neredeydiniz?
Bu hukuk katliamları neticesinde memleketin değerli evlâtları, ordunun ve donanmanın göz bebeği subaylar, amiraller, generaller zindana atılırken neredeydiniz?
Kumpaslarla orduda kardeşlik, silah arkadaşlığı, güven, sevgi, saygı, kader arkadaşlığı bağları inanılmaz ölçüde yıpratılırken neredeydiniz?
Mîlli bayramlar neredeyse kutlanmadan geçiştirilirken neredeydiniz?
Harpte olmazsa olan “harp cerrahlığının” merkezi olan askerî hastaneler ve tarihî, efsanevî Gülhane dönüştürülürken neredeydiniz?
Her orduda olan askerî mahkemeler kaldırılırken neredeydiniz?
Askerî liseler, harp okulları, harp akademisi kapatılıp; üniversite ve enstitüye dönüştürülürken neredeydiniz?
Mekânların da bir ruhu olduğunu ve Harbiye binalarının tarihten gelen o şanlı miras ve ağırlığının, yaşanmışlıkların, hatıraların öğrencilerde yarattığı büyük manevi haz, güven, gurur ve coşkunun göz önüne alınmadan okullar taşınırken nerdeydiniz?
Bir Amiral makam arabasıyla bağlı bulunduğu tarikata/cemaate giderek üniformasının üzerine sarık ve cübbe giydiğinde ve tüm hakları verilerek ödül gibi emekli edildiğinde neredeydiniz?
Memleketin büyük değerleri olan emekli amiraller vatanın yüksek millî menfaatlerini savunmak için Montrö konusunda görüşlerini açıkladıkları ve cübbeli, sarıklı amirali eleştirdikleri için haklarında 12 yıl dava açılırken, en az 35-40 sene görev yaptıkları orduya ait orduevlerine ve sosyal tesislerine alınmaz ve ayaklarına elektronik pranga takılırken neredeydiniz?
***
Beyler, bazı felaketler ansızın gelir. Doğal felaketler olan deprem, heyelan, kasırga gibi. Öngörüde bulunarak tedbir almışsanız hafif zararla atlatırsınız.
Bazı felaketlerinse önce ayak sesleri duyulur. Aklı selim, böyle durumlarda derhal tedbir almayı emreder. Böylelikle hiç zarar görmeden tehlike bertaraf edilir. Bu önlemler alınmaz ise felaket, bir kurt gibi yapıyı içten içe kemirir, içini boşaltır ve hatta çürütür.
Hiç şüphe yok: İlk tedbir, 25-26 yaşlarındaki teğmenlere dokunulduğunda alınmalıydı…
***
Kahraman ordumuz her şeyimizdir. Demokrasiyi içselleştirmiş biçimde; millî güvenliğimizin ve diplomasiyle birlikte en önemli jeopolitik çıkarlarımızın savunucusu ve koruyucusudur.
Türk Ordusu’nun genetik kodlarında dosta güven, düşmana korku vermek vardır.
Ordumuzun şanlı tarihinden gelen ve Cumhuriyetimizle pekişen kurumsal hüviyetine ve ona ruhunu veren teamüllerine tüm veçheleriyle dönmesi en büyük dileğimdir.
***
Bu “şemsiyeci” genç subay, silah arkadaşlarından ve Türk milletinden özür dileyerek derhal istifa etmelidir.
Çok belli.
Türk deniz subayı üniforması ona fazla ağır gelmiş. Taşıyamamış!






Yorumlar
Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşın