Mavi Vatan ve Yunan’ın 200 senelik akılsız ihtirası



Ülkemizdeki iktidarın bazı politikalarını değiştirme ihtiyacı hissetmesi, sanırım Trump’ın seçimi kaybedeceğinin kesinleşmesiyle başladı. 

Bu ani değişim şimdilik Doğu Akdeniz’de olumusuz etkilerini göstermeye başladı.  Geliniz, çok özet olarak konuyu inceleyelim.

***

Türkiye Cumhuriyeti, 27 Kasım 2019’da imzalayıp 8 Aralık 2019’da yürürlüğe koyduğu, kamuoyunda kısaca “Libya Mutabakatı” olarak anılan antlaşmayla Mavi Vatan’ımız için fevkalade önemli ve değerli bir adım atmıştır.

Türkiye, bundan sonra artarda Navtex’ler ilan ederek, Doğu Akdeniz’de hem hamle üstünlüğü elde etmiş hem de deniz “hak, menfaat ve alâkalarına” sahip çıkacağını göstermiştir.

Navtex ilanları sürecinde Angela Merkel’in “ricasıyla” geri adım atılmış olsa da, bu yanlıştan dönülmüştür. 

***

Bu arada, Türkiye’yi yönetenlerin büyük bir hatayla ve ısrarla Suriye ve Mısır’la diplomatik ilişki kurmamaları, 2020’nin başlarında iyi giden süreci baltalamaya başlamıştır. (Malûm, “İhvancılık” meselesi!)

Mısır, “20 sene Türkiye’yi bekledikten sonra”, gördüğü hasmane tavırla adeta Yunan’ın kucağına itilmiştir. Bunun neticesi ve Türkiye açısından ağır bedeli ise imzaladıkları MEB anlaşması olmuştur.

Türkiye yazık ki şer ittifakı olan Yunanistan, Kıbrıs Rumları ve İsrail’in hiçbir hamlesine cevap verememiş, yetmez gibi Mısır’ın da bu ittifaka katılmasına seyirci kalmıştır! 
Bu, kabul edilebilir bir öngörüsüzlük ve hata değildir!

Yine son aylarda İsrail, Arap ülkeleriyle ilişkilerini düzeltme yoluna gitmiş, Yunanistan Arap ülkeleriyle sürekli temas hâlinde olmuştur. İnanılmaz yoğun ve etkili diplomasi uygulayarak algıları değiştirmeye çalışmışlar ve başarılı da olmuşlardır. 
Koskoca Türk Hariciyesi çok üzücüdür ki cevaben etkili hamleler yapamamıştır...

Birleşik Arap Emirlikleri açıktan Türkiye’yi hedef alarak Yunanistan’la “sıkı” işbirliğine girmiş ve harp uçaklarını bile “tahsis” etmiştir. Suudi Arabistan da bu “uçak tahsisi” işinde geri kalmamış, destek için Yunanistan’a harp uçakları yollayacağını açıklamıştır “Dostumuz” Katar bile “kanlı bıçaklı” olduğu Suudi Arabistan’la yakın zamanda “ballı börekli” olmuştur!

Bunlar Doğu Cephesi! Batı Cephesi’ni saymaya gerek var mı? ABD ve tüm AB!

O AB ki; Yunanistan, Almanya ve İtalya’dan müteşekkil üyeleri Türk gemisini basarak deniz haydutluğu yapmıştır. Türkiye'yi yönetenler, aynı “çuval olayı”nda olduğu gibi “müzik notası” bile verememiş, bu vahim olayı kuru bir açıklamayla geçiştirmişlerdir!

Elim gitmiyor, “Türk düşmanlığı” demek istemiyorum ama bu ülkelerin ortak paydası maalesef “Türk karşıtlığı”dır.

Kısaca aktardıklarımın özeti ise şudur: Türkiye tüm dünyada yalnızdır. Yapayalnız...

***

Mavi Vatan ve Doğu Akdeniz’de iyi başlayan 2020 yılı aylar içinde yapılan hatalarla hızla kötüleşmiştir. 
Kötü gidişat yazının başında zikrettiğim gibi Biden’ın seçileceğinin belli olmasından sonra artarak devam etmiştir. 

Türkiye’yi yönetenler, ABD ve AB’yle iyi ilişkiler kurulacağını, ilişkilerin düzeltileceğini peşpeşe açıklamaya başlamışlardır. 
Bu arada AB, Aralık ayında uygulayacağını söylediği yaptırımları Mart’a erteleyerek, Biden’ın gelmesini ve ortak yaptırımlar uygulamak istediğini göstermiştir.

***

Türk tarafındaki bu ani “yumuşama” neticesinde Yunan’ın bayram ettiği bir karar alınarak, Oruç Reis gemimiz hem de Haziran ayına kadar Antalya körfezine “hapsedilmiştir.”    
İşin tuhafı, ne gerek varsa bunun için bir de Navtex ilan edilmiştir! 
Lamı cimi yok: Bu yapılan Yunan’a verilen büyük ve gereksiz bir tavizdir!

Şimdi de 25 Ocak’ta Yunan’la yapılacak olan “istikşafi” görüşmelerin 61.sine hazırlanılıyor. Bu görüşmelere Türkiye’nin “ön koşulsuz” katılacağı söyleniyor. Bu aklın alacağı bir iş değildir!

(Yetmez gibi, Türk heyetinde Çağatay Erciyes isimli bürokratın da yer alacağı ortaya çıkmıştır. Bu kişinin, daha evvel bu millî konumuzda neler söylediği internette yazıyor. Lütfen okuyunuz.)

***

Dilerseniz, “ön koşulsuz” görüşüleceği söylenen Yunanistan’ın kötü siciline bir göz atalım:

Yunanistan; Ege adalarını silahlandırarak Batı Anadolu’yu ele geçirme ihtirasını gözümüzün içine sokuyor, İyon Denizi’nde yaptığı gibi karasularını 12 mile çıkaracağını söylüyor, hava sahasının 10 mil olduğu dayatmasını yapıyor, hakkı ve haddi olmadığı hâlde Doğu Akdeniz’de söz sahibi olduğunu iddia ediyor, küçücük Meis üzerinden koskoca Türk sahil şeridini etkisiz bırakmak iddiasıyla saçmalıyor, deniz hukukuna takla attırarak haksız menfaat sağlamaya çalışıyor, sürekli tahrik peşinde koşuyor, Kıbrıs’ta Türkiye’yi işgalci olarak niteliyor, Girit’te Türkiye’ye karşı S-300’leri konuşlandırıyor, Selânik ve Dedeağaç’ta ABD marifetiyle Türkiye’yi çevrelemeye gönüllü alet oluyor, tüm dünyada Türkiye aleyhine olan bütün olayların ve tertiplerin baş rolünde yer alıyor, kim “Türk düşmanıyım” derse derhal en yakın dostu oluveriyor...

Yani Türkiye, nesillerdir Türk düşmanlığıyla beslenen, her daim Türk toprağında gözü olan ve az evvel zikrettiğim düşmanca tavırlar sergileyen Yunan’ın oyununa gelerek “istikşafi” görüşmelere giderken ön koşul ileri sürmeyecekmiş! Öyle mi?

Samimiyetle ve dostça söylüyorum: Bugün halk bunu kabul ediyor gibi görünse bile gelecek nesiller ve tarih bu yapılanı ne unutur ne de affeder...

***

Türkiye’yi yönetenler Yunan’a katiyen taviz vermemelidir. Haklı olduğumuz konularda taviz vermek neyin nesidir? ABD ve AB ile iyi ilişki tesisi, Yunan’a taviz verilerek temin edilemez. 

Sakın hatırdan çıkarılmasın: Taviz tavizi doğurur. Bunun sonu da iyi gelmez!

***

Yunan’ın ihtirası; aklından, gücünden, kabiliyetinden ve potansiyelinden fazladır. Yunan, “kifayetsiz muhteristir.” 

Bu sebeple, Ege’nin ve Kıbrıs’ın tamamından vazgeçmez! Batı Anadolu’yu kendi topraklarına katmak boş hayalinden kurtulamaz! 
Çünkü Yunan, Kıbrıs’ta Enosis’ten, Yunanistan'da da Helenizm’den ve Megali İdea çizgisinden sapmaz!

Bu hesapsız, boş ve akılsız ihtirasları 200 seneden bu yana değişmemiştir!

***

Gün gibi bellidir: Yunan’la “ön koşulsuz” oturulan her masadan Türkiye kayıpla çıkar.

İlaveten hatırlatayım: Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de Yunan’la oturacağı masa da, görüşeceği bir konu da yoktur. Çünkü Yunan’ın Doğu Akdeniz’de işi yoktur!

***

Mavi Vatan artık Türk Milleti’ne mal olmuştur. Ondan bir tek milim taviz verilemez. Yapılacak görüşmelerde Yunan’a ön şartlarımız bildirilmelidir. Eğer kabul etmezlerse, her konudaki haklılığımız büyük bir diplomasi atağıyla dünyaya anlatılmalıdır. 

Bu konuların diplomasiyle çözülmesi esastır. Fakat herkes bilmelidir ki, Yunan, bu irade ve iyi niyetimize rağmen mütecaviz tutumunu sürdürürse, başta kahraman Türk Donanması olmak üzere, Türk Ordusu daima görevinin başındadır...

***

Artık Klâsikleşen Bir Son Not:    
Bir Mavi Vatan, Doğu Akdeniz ve bu bağlamda millî güvenlik, millî savunma ve hepsinin temeli olan “Denizcileşme” yazısının daha sonuna geldik.

Mersin’i yönetenlere, Mersin’in denizcileşmesi yolunda çalışmalar yapılması hususundaki ısrarlı talebimi bir defa daha iletiyorum.

Büyükşehir Belediyesi bünyesinde Denizcilik Daire Başkanlığı kurulması yönündeki önerimi ve çağrımı da tekrarlıyorum.

 

 

 

 

  • Mehmet S. Nane

  • 14 Ocak 2021

Sayfayı Paylaş

Yorumlar

Şükrü Altınova 15 Ocak 2021

Kendimiz ettik kendimiz bulduk.Bugün ak dediğine yarın kara diyen bir lidere dünyada kim inanır?Ülke olarak dış politikada bizi çok kütü günler bekliyor.

Mehmet S. Nane 15 Ocak 2021

Millî menfaatlere uygun tutarlı ve kararlı dış politika izlenmezse eğer, korkarım bu öngörünüz gerçekleşecek.

Mert Özge 25 Ocak 2021

“Şimdi de 25 Ocak’ta Yunan’la yapılacak olan ‘istikşafi’ görüşmelerin 61.sine hazırlanılıyor. Bu görüşmelere Türkiye’nin ‘ön koşulsuz’ katılacağı söyleniyor. Bu aklın alacağı bir iş değildir!” Halk TV’de CHP sözcüsü Faik Öztrak’ın basın toplantısını izledim. Öztrak, Yunanistan’la yapılacak olan “istikşafi” görüşmeleri olumladığını açıkladı. Ana muhalefet partisi de teslimiyete destek veriyorsa ülkemizin onurunun iktidarca çiğnetilmesine çanak tutmuştur!

Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşın

leaf-right
leaf-right