Mustafa Kemal Paşa’nın ‘Kutsal İstiklâl Yürüyüşü’ (7)
Savaşacak iki ordunun asker ve tüfek sayıları hemen hemen eşitti. Türk’ler süvari sayısında üstündü. Buna karşılık Yunanlar top, makinalı tüfek, nakliye vasıtaları, uçak ve cephane bakımından çok üstündü.
Savaş, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Kocatepe’den idaresi altında, 26 Ağustos 1922 sabahı saat 05:00’te kahraman Türk topçusunun cehennemî ve aman vermez ateşiyle başladı.
Büyük Taarruz’un (Başkumandanlık Meydan Muharebesi/Zaferi) daha ilk gününde Yunan cephesi yarıldı. 27 Ağustos’ta Afyon kurtarıldı ve 30 Ağustos’ta Gazi Paşa’nın yönettiği Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde Yunan ordusu kuşatılarak pek çoğu imha edildi.
Bu ölçüde büyük ve kapsamlı bir meydan muharebesi sadece 5 günde sonuçlanmış ve Yunan başkomutanı Trikopis esir alınmıştı.
Gazi Mustafa Kemal Paşa 1 Eylül 1922’de tarihî emrini verdi:
“Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri!”
***
Şanlı-kahraman Türk Ordusu, Yunan askerinden geriye kalanlara göz açtırmadan önüne katarak denize kadar sürdü. Savaşı kaybeden Yunanlar askerlik şerefine de, insanlık onuruna da yakışmayacak insanlık suçlarına imza atarak misli olmayan mezalimde bulundular.
Savaşın hemen sonrasında cepheye giden Yakup Kadri Bey (Karaosmanoğlu) bu alçaklığı tespit ve tanıklık etti.
Batılı devletler bu yıldırım savaşını öğrendiklerinde adeta şaşkınlıktan dondular. Fakat yapacakları hiçbir şey kalmamıştı. Türk’lerin fırtına gibi ilerleyişini durdurmak mümkün değildi.
Akıllara durgunluk veren bir süratle kahraman Türk ordusu 9 Eylül 1922 günü memleketin gözbebeği İzmir’i kurtardı.
***
Büyük dahi, büyük asker Gazi Mustafa Kemal Paşa sadece 37 yaşında genç bir general olarak 1918’in Kasım ayı başlarında geldiği İstanbul’da vatanı kurtarma kararını vererek Anadolu’ya gitmişti.
Verdiği bu karardan yaklaşık 4 yıl sonra büyük zorluklarla, büyük güçlüklerle, büyük imkânsızlıklarla, büyük sorunlarla, büyük ihanetlerle, büyük yoksunluklarla boğuştuktan sonra her zaman güvendiği aziz Türk Milleti’nin de desteğini arkasına alarak vatanı kurtardı.
Mustafa Kemal Paşa’nın aziz vatanımızı istiklâline kavuşturmak için çıktığı İstiklâl Yürüyüşü yaklaşık 4 sene sürdü.
Artık bundan sonrası Cumhuriyet’in ilanı, devrimlerin yapılması ve genç Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsız, onurlu ve başı dik olarak dünya sahnesinde yer almasıydı.
Büyük dahinin Kutsal Yürüyüşü devam ediyordu...






Selma Nane 14 Ağustos 2020
Ne kadar canlı, yazının ritmiyle hızlanarak, heyecanla okuyorum.
Mert Özge 14 Ağustos 2020
Bu değerli makalene ben de katkıda bulunmak istiyorum: Atatürk, Trikopis’i Kayseri Talas’taki esir kampına götürüp onunla birlikte kahve içmişti. Atatürk, bu hamlesiyle şu mesajları vermişti: 1-Barışı gerçekten kurmak istediğini dünyaya gösterdi. 2-Trikopis, İzmir, Manisa, Uşak gibi yerleri işgal ettikten sonra ne oldum deliliğine kapılıp “Talas’ta keyif kahvesi içeceğim” demişti. Atatürk bu hamlesiyle “Sen Talas’ta kahve keyfi yapacaksan muzaffer işgal komutanı olarak değil esir veya konuk olarak keyif yaparsın” mesajı vermişti. 3-İşgal ettiği topraklarda Türk ulusuna insan vicdanını kanatan uygulamalarda bulunan Yunan’a insanlık dersi verdi. Türk ulusu olarak Sevgili Atamıza boşuna “Ulu Önder” demiyoruz. Atamızı sevgi, saygı, özlem ve rahmetle anıyoruz.
Mehmet S. Nane 14 Ağustos 2020
Teşekkürler Selma. Bu yazı dizisi bitti; yeni makaleler için ritmini muhafaza et:)
Mehmet S. Nane 14 Ağustos 2020
Mert, bu çok değerli katkıların için teşekkür ediyorum. Dediklerin tamamen doğrudur çünkü birebir tarihsel gerçekleri yansıtmaktadır. Bu vesile ile eşsiz Atatürk’ü verdiği insanlık dersinin değerini çok daha iyi anlayarak da saygıyla anıyorum.
İbrahim Cevher Cevheri 14 Ağustos 2020
Mustafa Kemal Paşa'nın Kutsal İstiklâl Yürüyüşü" yazı dizinizi dikkatlice okudum. Milli Mücadele'nin ne kadar zor, hatta imkansız denilebilecek şartlar altında kazanılabildiğinin çok anlamlı bir özeti adeta. Bir yandan dış güçlerle ve onların yerli işbirlikçileriyle, diğer yandan sureti haktan görünüp İstiklâl Yürüyüşünü sabote etmeye uğraşanlarla ve yanında olup da onun cesaretine ayak uydurmayan arkadaşlarıyla uğraşırken, Atatürk'ün bu büyük mücadeleyi nasıl kazanabildiğinin inanılmaz hikâyesi. Ciddi bir araştırma ve gerçekçi bir analiz ürünü. Tebrikler, teşekkürler..
Mehmet S. Nane 14 Ağustos 2020
Kıymetli Cevher Bey, görüşlerinizi daima çok önemsedim, çok değer verdim. Naçiz makalemle ilgili fevkalade güzel ifade ettiğiniz değerlendirmeniz de bu sebeple benim için çok önemli.
Ayrıca sizin gibi değer verdiğim dostlarımla ve büyüklerimle entelektüel anlamda fikir alışverişi yapmak beni besliyor, hayata daha çok bağlıyor.
İşte sizin sohbetlerinizin ve görüşlerinizin benim için anlamı bu kadar büyük. Asıl ben size teşekkür ederim.