Tarihsel süreçte Türkiye’de merkez sağ (8)
Merkez sağın lideri Demirel’in Adalet Partisi ile kurduğu son hükümet Kasım 1979’da kurulan azınlık hükümetidir ve ‘12 Eylül 1980 darbesi’yle son bulmuştur.
Konunun bu noktasında AP ve Süleyman Demirel ile ilgili genel bir değerlendirme yapalım:
Türk siyasetinde önemli izler bırakan bir parti olan Adalet Partisi sadece 19 yıl yaşayabildi. Türk solunun üzerinden dozer gibi geçen ve sol partileri, sendikaları, dernekleri ve solla ilgili ne varsa parça parça eden faşist 12 Eylül cuntasının ülkemize her açıdan korkunç büyük zararları olmuştur.
Siyaseti kafalarına göre dizayn edebileceğini sanan ABD güdümlü cunta liderleri 1983 seçimlerinde siyasetin öyle dizayna falan pek gelmediğini şaşırarak göreceklerdir.
İşte bu ahvalde merkez sağ da bu fırtınadan nasibini alarak en önemli partisini cuntaya feda etmek zorunda kalıyordu.
Adalet Partisi’nin tarihi aslında Süleyman Demirel’in kişisel tarihinin bir parçasıdır. Demirel AP’de 16 yıl liderlik yaptı ve bunun ortalama hesapla 9 senesini başbakan olarak geçirdi. Bu az bir başarı değildir. Bu arada ’12 Mart Muhtırası’nı ve ara hükümetleri de sayarsak bu oldukça uzun bir süredir.
Yani son tahlilde Demirel bu dönemde partisini sürekli iktidarda ya da iktidara çok yakın tutmuş başarılı bir liderdir.
Adalet Partisi 70’li yılların büyük bölümünü iktidarda geçirdi. Bu dönem Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en buhranlı dönemlerinden biridir. Ülkede temel tüketim maddelerinin darlığı had safhadaydı. Neredeyse her şeyin karaborsası oluşmuştu. Temel ihtiyaçların alınabilmesi için sıra kuyrukları uzuyordu.
Şimdiki nesiller inanmakta zorluk çekebilirler fakat ben o günleri bir çocuk gözüyle gördüm ve yaşadım. AP, bu dev sorunla başa çıkmaya çalışıyordu.
Demirel’in 1977’de söylediği şu sözler Türk siyasi hayatında daima hatırlanacaktır: “Devlet 70 sente (cent) muhtaç durumdadır.”
Demirel siyasi hayatımızda kendine has veciz sözleriyle de inanılmaz iz bırakmıştır. Kaliteli davranıştan taviz vermeden, asla ağzını bozmadan muhaliflerine söyleyeceklerini söylerdi. Esprili ve nüktedan bir kişiydi. Akaryakıt darlığından şikâyet edenlere verdiği cevap, muhaliflerini bile gülümsetmiş ve siyasi literatürde hak ettiği yeri almıştır:
“Petrol vardı da biz mi içtik?”
***
Yukarıda da yazdım; 12 Eylül toplumu silindir gibi ezdi. Tam bir faşist darbeydi. Meclis feshedildi, demokrasi askıya alındı, siyasi partiler kapatıldı ve siyasi faaliyetler yasaklandı, hukuk katledildi, yargısız infazlar yapıldı. Akla gelen her türlü faşist uygulama yapıldı. Demirel’in de dâhil olduğu siyasetçilere 10 yıl siyaset yasağı getirildi. Cunta lütfetti de bazı siyasetçiler için bu yasak 5 yıl olarak belirlendi!
1983 seçimleri öncesinde parti kurmaya izin verdiler ama bazı partileri kapattılar, bazı isimleri veto ettiler.
Veto edilen partilerden biri de merkez sağda AP’nin yerini alması niyetiyle kurulan Büyük Türkiye Partisi’ydi. Bu partinin genel başkanı Emekli Orgeneral Ali Fethi Esener’di. Buna rağmen cuntanın lideri Kenan Evren bu partiyi kapatmıştı.
Yapılan siyasi mühendislik hesabına göre Emekli Orgeneral Turgut Sunalp’e kurdurulan Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP) seçimi kazanacak, Necdet Calp’in Genel Başkan olduğu Halkçı Parti (HP) ana muhalefet partisi, Turgut Özal’ın Genel Başkan’lığını yaptığı Anavatan Partisi (ANAP) üçüncü parti olacaktı.
Tabii ki evdeki hesap çarşıya uymadı, seçimi ANAP kazanırken HP ana muhalefet partisi oldu, MDP ise büyük bir seçim hezimeti yaşayarak sonuncu sırada kaldı.
Cunta ve onların adayı Sunalp zaferinden o kadar emindi ki seçimden önce şu demeci vermişti: “Kader bizi bu seçimi kazanmaya mahkûm etti.”
Fakat ‘kader’in hesapları başkaydı!






Yorumlar
Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşın